Yabancılık Unsuru Taşıyan İş  Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk:  Doktrinsel ve Yargısal Analiz

Yabancılık Unsuru Taşıyan İş  Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk:  Doktrinsel ve Yargısal Analiz

I. GİRİŞ

Türkiye, 1960’lı yılların başlarından itibaren  işgücü anlaşmaları çerçevesinde yurt dışına  işçi göçü vermeye başlamıştır. Özellikle son  yıllarda, Türk müteahhitlik sektörünün  uluslararası alanda büyümesiyle birlikte,  Türkiye’den yurtdışında çalışmak üzere işçi  gönderme oranı hızla artmıştır. Bu gelişme,  ülkeler arasındaki ekonomik, ticari, siyasi ve  kültürel ilişkilerin derinleşmesiyle daha da  ivme kazanmıştır. Böylece, yurtdışında  çalışmak isteyen Türk işçilerin sayısının  artması kaçınılmaz hale gelmiştir. 

Ancak bu durum, yabancılık unsuru taşıyan  iş sözleşmelerine uygulanacak hukukun  belirlenmesini önemli bir mesele haline  getirmektedir. Bu kapsamda, aşağıda  yabancılık unsuru barındıran iş  sözleşmelerine genel bir bakış sunulmuştur. 

II. YABANCILIK UNSURU İÇEREN  İŞ SÖZLEŞMELERİNE GENEL  BİR BAKIŞ 

İş sözleşmeleri, diğer borçlar hukuku  sözleşmelerinden farklı olarak, taraflar  arasında sosyal ve ekonomik eşitsizlik  barındırmaktadır. Bu eşitsizlik, bir tarafın  emeğini sunarken diğer tarafın sermaye ve organizasyonunu sunmasıyla ortaya  çıkmaktadır. Sonuç olarak, emeğini sunan  tarafın genelde zayıf bir konumda kalması ve  pazarlık yapma imkânından yoksun olması  söz konusu olmaktadır. Türkiye’deki iş  hukuku düzenlemeleri, bu dengesizliği  dikkate alarak emredici hükümlere ağırlık  vermekte ve yararlılık ilkesi gereği işçi  haklarının korunması için sağlam bir zemin  oluşturmaktadır. 

Yabancı unsurlu iş sözleşmelerinde  uygulanacak hukukun belirlenmesi ise  yargısal sürece devamlı bir şekilde konu  olmuştur. Konuya ilişkin süreç kronolojik  olarak değerlendirildiğinde şunlar  söylenebilir: 

• Geçmişte, bu uyuşmazlıklarda Türk  hukukunun uygulanması gerektiği  yönünde kararlar verilmiş1, ancak bu  durum, işçilerin çalıştığı işyerinin  bulunduğu ülkenin dikkate  alınmaması ve 5718 sayılı  Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul  Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) hükümlerinin göz ardı  edilmesi nedeniyle eleştirilmiştir. 

• Yüksek Mahkeme, 2020 sonlarından  itibaren bu yerleşik içtihadından  dönmeye başlamış ve bu gelişme  genel olarak olumlu karşılanmıştır.  Ancak, İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun  (“İŞKUR”) hazırladığı  sözleşmelerdeki hukuk seçimi  klozlarının genel işlem koşulları  arasında yer alması, bu konunun  tartışmalı niteliğini sürdürmektedir.  Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin  içtihadından dönmesine rağmen 2 ,  Bölge Adliye Mahkemeleri bu  duruma direnmiştir. 1 Y. 9. HD, E.2016/15095, K.2016/20715, 24.11.2016, (www.lexpera.com.tr, Erişim tarihi: 17.10.2024); Y 9. HD, E.2016/22007,  K.2016/19549, 08.11.2016, (www.lexpera.com.tr, Erişim tarihi: 17.10.2024); Y. 9. HD, E.2012/15508, K.2012/36421, 06.11.2012,  (www.lexpera.com.tr, Erişim tarihi: 17.10.2024).  

2 Y. 9. HD, E.2020/5617, K.2020/16556, 24.11.2020, (www.lexpera.com.tr, Erişim tarihi: 17.10.2024); 9. HD, E.2022/3339, K.2022/3862,  22.03.2022, (www.lexpera.com.tr, Erişim tarihi: 17.10.2024).

• Sonuç olarak, yurt dışına götürülen  bir işçi ile ilgili uyuşmazlık Yargıtay  Hukuk Genel Kurulu’na taşınmış ve  2023 yılında oy çokluğuyla yabancı  hukuk seçiminin geçerli olduğu  sonucuna ulaşılmıştır.3 Ancak, Hukuk  Genel Kurulu’nda yazılan kapsamlı  karşı oy yazısı, bu konuda önemli  fikir ayrılıklarının bulunduğunu  göstermektedir. 

• Güncel olarak, Yargıtay 9. Hukuk  Dairesi’nin E.2024/7673,  K.2024/10230, 27.06.2024 tarihli  kararı, uygulanacak hukukun  belirlenmesine dair önemli bir  perspektif sunmakta olup yabancı  unsurlu iş sözleşmelerinde hangi  hukukun uygulanması gerektiği  konusundaki mevcut tartışmalara ışık  tutmaktadır. İşbu makale  kapsamında, söz konusu karar da ele  alınarak, yabancı unsurlu  uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuk,  doktrindeki görüşler de dikkate  alınarak değerlendirilecektir. 

III. YABANCILIK UNSURU TAŞIYAN İŞ SÖZLEŞMELERİ: 

Yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlığın  söz konusu olabilmesi için, belirli bir hukuki  olay veya ilişkiyle irtibatlı birden fazla hukuk  düzeninin bulunması gerekmektedir.  

İş sözleşmeleri kapsamında bir  değerlendirme yapıldığında ise işçi veya  işverenin yabancı olması, işverenin işletme  merkezinin yabancı bir ülkede olması, işçinin  işini mutad olarak yabancı bir ülkede yapıyor  olması veya iş ilişkisinin yabancı bir ülke ile  sıkı irtibatlı olması gibi durumlarda  yabancılık unsurundan söz edilebilir. Mutad  işyeri kavramı ile işçinin işini fiilen yerine  getirdiği yer ifade edilmektedir. Dolayısıyla  yabancılık unsuru kişi veya yer bakımından  söz konusu olabilir. 3 Y. HGK, E.2022/873, K.2023/424, 10.05.2023, (www.lexpera.com.tr, Erişim tarihi: 20.02.2024). Yargıtay 9. Hukuk dairesinin E. 2020/5617,  K. 2020/16556, 24.11.2020 tarihli kararında: İşçinin veya işverenin yabancı olması,  işverenin işletme merkezinin yabancı  ülkede bulunması, işçinin kendi işini  mutat olarak yabancı bir ülkede yapması  veya iş ilişkisinin yabancı bir ülke ile sıkı  irtibatlı olduğunun durumun genelinden  anlaşıldığı hallerde iş sözleşmesinde  yabancılık unsuru bulunduğundan söz  edilir demek suretiyle yabancılık unsuru  içeren iş sözleşmeleri belirlenmiştir. 

Yargıtay 9. Hukuk dairesinin E. 2021/5065,  K. 2021/9195, 18.05.2021 tarihli kararında  mutad işyeri kavramı ise şu şekilde mutad  işyeri kavramı şu şekilde açıklanmıştır:  Mutad işyeri, işin zaman ve içerik olarak  ağırlıklı ifa edildiği işyeridir. Başka bir  anlatımla, mutad işyeri, işçinin işini fiilen  yaptığı yerdir. İşçinin ücretinin ne şekilde  ve hangi para biriminden ödendiği mutad  işyerinin belirlenmesi açısından belirleyici  değildir. 

element can pertain to either the person or the  location. 

IV. YETKİ

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (“İş  Mahkemeleri Kanunu”) 6. maddesi, iş  mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili  mahkemeleri belirleyerek işçiyi korumayı  amaçlayan kesin bir yetki kuralı  getirmektedir. Bu hükme göre, davalı gerçek  veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesi  ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.  Ancak, yabancılık unsuru içeren  uyuşmazlıklarda bu hüküm uygulanmaz.  İlgili maddenin 4. fıkrasında, iş  mahkemelerinin yetkisi ile ilgili diğer  kanunlardaki düzenlemelerin saklı olduğu  belirtilerek, İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6.  maddesinin MÖHUK anlamında münhasır  yetki niteliği taşımadığı vurgulanmıştır. 

Bireysel iş sözleşmelerinden veya iş  ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda Türk  mahkemelerinin milletlerarası yetkisi,  MÖHUK’un 44. maddesinde düzenlenmiştir.  Bu madde, işçinin zayıf konumunun  korunmasına yönelik olarak, belirli  mahkemelerin yetkili olmasını  öngörmektedir. İşçinin işverene karşı açtığı  davalarda, işçinin işini mutad olarak yaptığı  yer mahkemesi, işverenin yerleşim yeri  mahkemesi ya da işçinin yerleşim yeri  mahkemesi yetkili kılınmıştır. Böylece,  işçiye dava açma konusunda esneklik ve  kolaylık sağlanmaktadır. Öte yandan,  işverenin işçi aleyhine açtığı davalarda  yalnızca işçinin mutad işyeri mahkemesi  yetkilidir.  

MÖHUK’un 44. maddesi, işçiyi koruma  amacı taşıyan sınırlı yetki kuralı olarak  değerlendirilmektedir. Ayrıca, MÖHUK’un  47. maddesinin 2. fıkrasında, işçinin zayıf  konumunu koruma maksadıyla yetki  sözleşmesi yapılarak belirlenen yetkinin  aşılamayacağı vurgulanmıştır. 

Son olarak, Prof. Dr. Cemal Şanlı’nın  görüşüne göre MÖHUK’un 44. maddesinde  düzenlenen münhasır yetki kuralına aykırı  olarak yabancı bir mahkemeden işçi aleyhine  alınan kararların Türkiye’de tanınması ve  tenfizi mümkün değildir çünkü münhasır  yetki işçiyi koruma amacı taşımaktadır. Ancak, işçi lehine sonuçlanan yabancı  mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfiz  edilmesinde herhangi bir engel  bulunmamaktadır. Bu bağlamda, işçilerin  haklarının korunması ve adaletin sağlanması  açısından bu düzenlemelerin önemi  büyüktür. 

V. YABANCILIK UNSURU  TAŞIYAN İŞ  SÖZLEŞMELERİNE İLİŞKİN  İZLENECEK YOL 

İş ilişkisinin yabancılık unsuru içermesi  durumunda MÖHUK’un “İş Sözleşmeleri”  başlıklı 27. maddesinin incelenmesi  gerekmektedir. İlgili madde aşağıdaki  gibidir: 

 Madde 27 – (1) İş sözleşmeleri,  işçinin mutad işyeri hukukunun emredici  hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî  koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların  seçtikleri hukuka tâbidir. 

(2) Tarafların hukuk seçimi  yapmamış olmaları hâlinde iş sözleşmesine,  işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri  hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak  başka bir ülkede yapması hâlinde, bu  işyeri mutad işyeri sayılmaz. 

(3) İşçinin işini belirli bir  ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı  olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde  iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin  bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. 

(4) Ancak hâlin bütün şartlarına  göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir  hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye  ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu  hukuk uygulanabilir. 

Yukarıda belirtilmekte olan dört fıkradan  anlaşılacağı üzere yabancılık unsuru içeren iş  sözleşmelerinde şu hukuklar uygulanacaktır. 

i. Tarafların Seçtiği Hukuk: 

Yabancı unsurlu iş sözleşmelerinde  uygulanacak belirlenirken ilk olarak  tarafların bir hukuk seçip seçmediğine  bakılır. Bu noktada; ekonomik yönden daha  zayıf konumda bulunduğu varsayılan işçiye;  aleyhine olabilecek bir hukuk seçiminin dayatılması endişesi ile sınırlı etkiye sahip bir  hukuk seçimi tanınmıştır.

ii. Taraflar Hukuk Seçimi  Yapmamış İse, İşçinin İşini  Mutad Olarak Yaptığı Yer  Hukuku 

Bu fıkra, iş hukuku açısından işçinin hangi  ülke hukukuna tabi olacağının  belirlenmesinde önemli bir noktaya işaret  etmektedir. İşçinin mutad olarak çalıştığı yer,  onun bağlı olduğu hukukun temelini  oluştururken, geçici olarak başka bir ülkede  çalışma durumu, işçinin asıl işyeri hukukunu  değiştirmez. Bu bağlamda, işçinin çalışma  süresi, işin niteliği ve hangi ülkede ne kadar  zaman harcadığı gibi faktörler, mutad  işyerinin belirlenmesinde kritik öneme  sahiptir. Prof. Dr. Cemal Şanlı’nın görüşleri,  işçinin iş gücünü en yoğun şekilde hangi  ülkede kullandığının değerlendirilmesi  gerektiğini ortaya koyarak, iş hukukundaki  karmaşık durumların daha net bir çerçevede  ele alınmasına katkıda bulunmaktadır. Bu  yaklaşım, uluslararası iş ilişkilerinde hukuk  uygulamalarının tutarlılığı açısından da önem  taşımaktadır. 

iii. İşçinin İşini Mutad Olarak  Yapmayıp Devamlı Olarak  Birden Fazla Ülkede Yapması  Halinde İşverenin Esas  İşyerinin Bulunduğu Ülke  Hukuku 

MÖHUK’un 27. maddesinin 3. fıkrasına  göre, bir işçinin işini sürekli olarak yalnızca  belirli bir ülkede değil, birden fazla ülkede  gerçekleştirmesi durumunda iş sözleşmesi,  işverenin esas işyerinin bulunduğu ülkenin  hukukuna tabi olur. Burada esas işyeri,  işverenin merkezi olarak faaliyet gösterdiği  ülkedir. 

Bu konuya örnek olarak, açık denizlerde  görev yapmakta olan gemi adamları  bakımından işyerinin bulunduğu ülke  hukukunun önem taşıdığını vurgulamak  gerekmektedir.

iv. Hâlin Bütün Şartlarına Göre İş  Sözleşmesiyle Daha Sıkı İlişkili  Bir Hukukun Bulunması  Hâlinde Sıkı İlişkili Hukuk  

“Daha sıkı ilişkili hukuk”, somut olayla en  yakın bağlantıya sahip olan hukuku ifade  etmektedir. Kanun koyucu, iş sözleşmesiyle  daha sıkı ilişki içerisinde bulunan hukukun  uygulanmasında hâkime takdir yetkisi  tanımış ve bu yetki kullanılırken işçinin  menfaatlerinin gözetilmesi gerektiğini kabul  etmiştir. Bir görüşe göre, bu durumun amacı,  işçiyi daha iyi koruyan hukuka yönelmektir.  

Örneğin, işçinin sosyal çevresinin Türkiye’de  bulunması, Türkiye’deki sosyal güvenlik  sistemine dahil olması, maaşının Türk Lirası  olarak ödenmesi, işverenin Türk vatandaşı  olması, iş sözleşmesinin Türk hukukuna  uygun olarak hazırlanması, daha önceki Türk  hukuku çerçevesinde yapılmış bir  sözleşmeye atıfta bulunulması ve  sözleşmenin Türkçe yazılması gibi  faktörlerin tümü ya da önemli bir kısmı  mevcutsa, bu durumda iş sözleşmesinin Türk  hukuku ile güçlü bir bağlantıya sahip olduğu  sonucuna ulaşılabilir.

VI. KARAR İNCELEMESİ 

Güncel olarak, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin  E.2024/7673, K.2024/10230, 27.06.2024  tarihli kararında durum özetle şu şekildedir:  Davacı işçi, davalı işverenin yurt dışında  bulunan şantiyesinde çalıştığını ve bu  çalışması süresince ücretinin Amerikan  Doları olarak ödendiğini belirterek,  ödenmeyen ihbar tazminatının mahkeme  tarafından hüküm altına alınmasını talep  etmiştir. Davalı işveren ise, işçinin yurt  dışındaki projelerde çalışması sebebiyle  uyuşmazlığın yabancı hukuka göre  çözülmesi gerektiğini savunmuştur. 

İlk Derece Mahkemesi, davalı vekilinin bu  savunmasına değer vermeksizin,  uyuşmazlığa Türk hukukunu uygulamak suretiyle yargılamayı tamamlamış ve kesin  olmak üzere bir karar vermiştir. Ancak, bu  karar, dosya kapsamına uygun  düşmemektedir. Davacının, 23.07.2014- 

19.01.2015 tarihleri arasında Rusya  Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti’nde  çalıştığı ve iş görme ediminin fiilen o ülkede  gerçekleştirildiği sabittir. Bu durum,  uyuşmazlığın Türk hukuku yerine Rus  hukuku kapsamında değerlendirilmesi  gerektiğini ortaya koymaktadır. 

MÖHUK’un 24. maddesinin üçüncü fıkrası,  dava esasına girilene kadar tarafların hukuk  seçimi yapmasının veya değiştirmesinin  mümkün olduğunu belirtmektedir. Somut  uyuşmazlık bu çerçevede  değerlendirildiğinde, davalı vekili cevap  dilekçesinde mutad işyeri hukukunun  uygulanmasını talep ederek, uygulanacak  hukuka itirazda bulunmuştur. Ancak, taraflar  arasında en geç ön inceleme duruşmasında  Türk hukukunun uygulanması konusunda  herhangi bir mutabakat sağlanmamıştır. 

Dava dosyasındaki iş sözleşmeleri,  25.07.2014 ve 01.01.2015 tarihlerini  kapsamaktadır. Ancak sözleşmelerin dili  Rusça olup, davacı işçinin Rusça bildiği 

ispatlanmamıştır. Bu durumda, iş  sözleşmesinde hukuk seçimi yapılmış olsa  dahi, bu durum davacı işçi bakımından  bağlayıcı değildir.  

Sonuç olarak, somut olayda geçerli bir hukuk  seçimi mevcut değildir. MÖHUK uyarınca,  daha sıkı ilişkili bir hukuk bulunmadığı  sürece, mutad işyeri hukuku olan Rusya  Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti hukuku  uyuşmazlığa uygulanmalıdır. Mahkemenin  bu hususları göz önünde bulundurmadan  karar vermesi, 6100 sayılı Hukuk  Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesi  kapsamında hukuka aykırı olarak  değerlendirilmiş ve dolayısıyla, kanun  yararına temyiz isteminin kabulüyle kararın  bozulması gerektiği belirtilmiştir. 

defense, and issued a final decision. However, this decision did not align with the  case file. It was established that the plaintiff  worked in the Republic of Tatarstan, Russian  Federation, from 23.07.2014 to 19.01.2015,  and that the work was actually performed in  that country. This situation indicates that the  dispute should be evaluated under Russian  law rather than Turkish law. 

VII. SONUÇ

Sonuç olarak, Türkiye’nin yurtdışına işçi  göndermesiyle artan yabancılık unsuru  taşıyan iş sözleşmeleri, hukukun belirlenmesi  açısından karmaşık bir süreç oluşturmuştur.  Yargıtay’ın kararları, Türk hukuku ile  yabancı hukukun nasıl uygulanacağına dair  önemli içtihatlar geliştirmiştir. Özellikle, iş  sözleşmelerinin tarafları arasında geçerli bir  hukuk seçimi yapılmamışsa, işçinin işini  fiilen yaptığı yerin hukuku geçerli  sayılmaktadır. Bu durum, işçilerin haklarının  korunmasına yönelik emredici hükümler ile  desteklenmektedir. Yukarıda bahsi geçen  Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E.2024/7673,  K.2024/10230, 27.06.2024 tarihli kararı,  uygulanan hukukun belirlenmesinde önemli  bir referans noktası olmuştur. Sonuç olarak,  yabancı unsurlu iş sözleşmelerinin hukuki  çerçevesinin netleştirilmesi hem işçi hakları  hem de uluslararası iş ilişkileri açısından  kritik bir öneme sahiptir. 

KAYNAKÇA 

Akdeniz, A. L. (2004). Yurt Dışına Götürülen  İşçilerin İş Sözleşmelerine  Uygulanacak Hukuk Konusunda  İnterdisipliner Bir Yaklaşım. Ankara  Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,  925-977. 

Tarman, Z. D. (2010). Yabancılık Unsuru  Taşıyan İş Sözleşmelerine  Uygulanacak Hukuk. Ankara  Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,  521-550. 

Kafa Karakaya, Kudsiye Nazlı (2019),  Yabancı Unsurlu İş Sözleşmelerine  Uygulanacak Hukuk. 

Y. 9. HD, E.2012/15508, K.2012/36421,  06.11.2012, (www.lexpera.com.tr, Erişim  tarihi: 17.10.2024). 

Y. 9. HD, E.2016/15095, K.2016/20715,  24.11.2016, (www.lexpera.com.tr, Erişim  tarihi: 17.10.2024) 

Y. 9. HD, E.2016/22007, K.2016/19549,  08.11.2016, (www.lexpera.com.tr, Erişim  tarihi: 17.10.2024) 

Y. 9. HD, E.2020/5617, K.2020/16556,  24.11.2020, (www.lexpera.com.tr, Erişim  tarihi: 17.10.2024);  

Y 9. HD, E. 2021/5065, K. 2021/9195,  18.05.2021 (www.lexpera.com.tr, Erişim  tarihi: 25.10.2024) 

Y. 9. HD, E.2022/3339, K.2022/3862,  22.03.2022, (www.lexpera.com.tr, Erişim  tarihi: 17.10.2024).  

Y. HGK, E.2022/873, K.2023/424,  10.05.2023, (www.lexpera.com.tr, Erişim  tarihi: 20.02.2024) 

Y. 9. HD. E.2024/7673, K.2024/10230,  27.06.2024 (https://legalbank.net/belge/y-9- hd-e-2024-7673-k-2024-10230-t-27-06- 2024-ihbar-tazminati-alacaginin-davalidan tahsili-istemi/5404386/, Erişim tarihi:  17.10.2024) 

Supreme Court 9th Civil Chamber,  E.2012/15508, K.2012/36421, 06.11.2012,  (www.lexpera.com.tr, Access date:  17.10.2024) 

Supreme Court 9th Civil Chamber,  E.2016/15095, K.2016/20715, 24.11.2016,  (www.lexpera.com.tr, Access date:  17.10.2024) 

Supreme Court 9th Civil Chamber,  E.2016/22007, K.2016/19549, 08.11.2016,  (www.lexpera.com.tr, Access date:  17.10.2024) 

Supreme Court 9th Civil Chamber,  E.2020/5617, K.2020/16556, 24.11.2020,  (www.lexpera.com.tr, Access date:  17.10.2024) 

Supreme Court 9th Civil Chamber,  E.2021/5065, K.2021/9195, 18.05.2021,  (www.lexpera.com.tr, Access date:  25.10.2024) 

Supreme Court 9th Civil Chamber,  E.2022/3339, K.2022/3862, 22.03.2022,  (www.lexpera.com.tr, Access date:  17.10.2024) 

Supreme Court General Assembly on Civil  Law, E.2022/873, K.2023/424, 10.05.2023,  (www.lexpera.com.tr, Access date:  20.02.2024) 

Supreme Court 9th Civil Chamber,  E.2024/7673, K.2024/10230, 27.06.2024  (https://legalbank.net/belge/y-9-hd-e-2024- 7673-k-2024-10230-t-27-06-2024-ihbar tazminati-alacaginin-davalidan-tahsili istemi/5404386/, Erişim tarihi: 17.10.2024)