Türk hukukuna göre bir icra takibinin taraflarını alacaklı ve borçlu oluşturmaktadır. Alacaklı ve borçlunun icra takibinde taraf olarak takip işlemlerinde yer alabilmeleri için taraf ehliyetine sahip olmaları gerekmektedir.
İcra İflas Kanunu’nda taraf ehliyeti düzenlenmemiş olmasına karşılık Hukuk Muhakemeleri Kanunu 50. maddesi “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” hükmünden hareketle hak ehliyetine sahip olan her gerçek ve tüzel kişi icra takipleri bakımından da taraf ehliyetine sahip olduğu söylenmektedir.
Özetle, sadece hak ehliyetine sahip gerçek ve tüzel kişiler taraf ehliyetine sahip olup icra takibinin tarafını oluşturabileceğinden, taraf ehliyeti bulunmayan kişiler alacaklı ya da borçlu sıfatıyla takipte yer alamayacaklardır. Ayrıca taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olduğundan re’sen incelenecektir ve her zaman ileri sürülebilecektir.
Türk hukukuna göre tasfiye edilmiş bir şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin edilmekle birlikte sona ermektedir. Tüzel kişiliğin sona ermesi ile birlikte şirketin hak ve taraf ehliyeti de son bulmaktadır. Bu sebeple, tasfiye edilmek sureti ile tüzel kişiliğini kaybetmiş bir şirket bir icra takibinin tarafı olamayacaktır.1
1 Yargıtay 12. HD 04.02.2019 T, 2018/9275 E, 2019/1210 K “…Tasfiyesi tamamlanıp ticaret sicilinden silinmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sona eren (münfesih) şirketin, yargılamanın tarafı olmak ehliyeti de bulunmamaktadır. Davadan önce veya dava devam ederken tüzel kişiliğin son bulması halinde davaya devam edilmesine imkan yoktur. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup hakimin bu hususu resen de göz önünde bulundurması zorunludur. …. Ticaret Sicilinden kaydı terkin edilen şirketin tüzel kişiliği son bulur.”
Diğer taraftan, Türk Ticaret Kanunu Geçici 7. maddesi tüzel kişiliğini kaybetmiş şirkete karşı bir alacak ileri sürülmesi durumunda şirketin yeniden canlandırılmasına imkân tanır. İlgili hükümler doğrultusunda şirketin yeniden canlandırılmasına şirketin ihyası adı verilmektedir.
İhya davası, alacaklı tarafından doğrudan tasfiye memuru ve şirketin tasfiyesini tescil eden ticaret sicil müdürlüğüne açılmaktadır. Tasfiye memurunun iddia edilen alacaktan kişisel malvarlığı ile sorumluluğu bulunmamaktadır.
İhya davasında yetkili mahkeme şirketin tasfiyeden önceki merkezinin bulunduğu yer olup görevli mahkeme ise Asliye Ticaret Mahkemesidir.
İhya davasının olumlu sonuçlanması halinde, tasfiye edilen şirket tekrar ticaret sicile kaydedilmekte ve tüzel kişilik kazanmaktadır. İhyaya hükmeden mahkeme, şirketin ek tasfiyesi için son tasfiye memurunu ya da yeni bir tasfiye memurunu görevlendirmektedir. İhya edilmiş şirketin ek tasfiyesi sadece ihyaya konu alacak için yapılmaktadır, tasfiye memuru bu ek tasfiye süresince başkaca bir işlem yapamaz.
Şirketin ihyasından sonra yalnızca mahkeme kararında belirtilen ihya sebepleri ile ilgili işlemler yapılabilecektir.
İhya sebeplerinin neticelenmesi akabinde şirket tekrar ticaret sicilinden silinecektir.